SİTEME HOŞGELDİNİZ





Ana Sayfa Arşiv Profilim Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.us

''Bir Tek kalbin kırılmasını önliyebilirsem, .bir yaşamdan acıyı alabilirsem ve ya bir acıyı hafifletebilirsem,bir kişiyi doğruya yöneltebilirsemYada bir ardıç kuşu yavrusunu yeniden yuvasına koyabilirsem boşuna yaşamış olmayacağım''

Image Hosted by ImageShack.us
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Arkadaşlarım


Image Hosted by ImageShack.us

ungratefulcat BIÇAK İSMAL'İ NEDEN KESMEDİ?
ungratefulcat KENDİNİ TANIMAK....
ungratefulcat Selamı sabahı niye kestik?
ungratefulcat AŞK ASLA YETMEZ....
ungratefulcat Ey gönül…Ölmedinse Uyan!


Image Hosted by ImageShack.us


KENDİNİ TANIMAK....

5/7/2009
Kategori: KISISEL GELISIM

 

Hayattan keyif almak, dünyada geçirdiğimiz sayılı günleri tüketirken kendi değerlerimizin, yetenek ve potansiyelimizin farkına vararak, bunlardan faydalanarak yaratıcının istediği bir hayatı dünya üzerinde resmetmek için kendimizi tanımalıyız.
Tarih kitaplarının sayfaları bu insanların bir ömre sığdırdıkları icatlarla, keşiflerle ve diğer başarılarla doludur. Kendilerini tanıdıkları ölçüde ortaya koydukları değerlerle hem tarihin tozlu sayfalarında hem de gönüllerde değişmez yerler edindiler.
Tüm insanlar verimli birer tarla gibidir. Önemli olan bu tarlaya uygun tohumu ekip, uygun su miktarını ve gübreyi doğru tespit edebilmektir. Pamuk ekilebilecek bir tarlaya arpa ekerseniz verim alamazsınız. Güneş de size yardım edemeyecektir. Ekim yapmadan önce tarlanın toprak cinsini, iklim şartlarını ve çiftçiliği iyi öğrenmelisiniz.
İnsan kendisini verimli ve etkili bir hale getirmek için de kendini iyi tanımalı, gelişim hızını, ilerleme isteğini, hayattan ve kendisinden neler beklediğini, bu istek ve beklentilere ulaşmak için neler yapabileceğini, dünyada var oluş amacını ve bu amaca uygun olarak yapması gerekenleri iyi düşünmeli, öğrenmeli ve yapmalıdır.
Kendini tanıyan insan için şu an yaşadığı hayattan daha iyi bir hayat tarzı her zaman mümkündür ve onlar bu hayat tarzına doğru ilerlemektedirler.
İnsan kendini tanımaya başladığı zaman kendinden daha çok faydalanır ve provası olmayan bu hayattan diğer insanlara göre daha fazla huzur, keyif, verim alır ve yüksek bir mutluluk düzeyi ile beraber özgüveni de artar.
Kendini tanıyan insan provası olmayan bu dünya sahnesinden en büyük alkışı alarak ayrılır.
Kendini tanımayan insan tarlasındaki toprağın cinsini bilmeden ekim yapan çiftçi gibidir. Bu çiftçi killi toprakta buğday yetiştirmeye kalkar. Kendini tanımayan insan kendine nasıl yatırım yapacağını, yeteneklerini, potansiyelini, hayatının anlamını, amacını bilemez ve sık sık karamsarlık içinde can sıkıntısı içinde yaşar.
Evde, iş yerinde, okulda ya da her hangi bir yerde karamsar ve sıkıntılı olduğunuz bir anınızı hatırlayın. Kurtulmak için neler yaptınız? Hangi sonuçları elde ettiniz? Bu sonuçlar istediğiniz sonuçlar mıydı? Düşüncelerinizde sadece dünya mı vardı yoksa inançlı bir insan olarak ahiret hayatı da düşüncelerinizde rol oynadı mı?


İnsan hayatını kendini tanıdığı ölçüde güzelleştirir.
Günümüzde kendini tanımayan milyonlarca insan istemediği yerlerde yaşıyor ve kendini tatmin etmeyen, potansiyel ve yeteneklerini kullanamadığı, kendini gerçekleştiremeyeceği işlerde çalışıyor. Hayatın anlam ve amacını bilmeden yaşayan birçok insan, yaratıcının insana yüklediği görev ve sorumluluklardan uzak bir hayat sürdürüyor.


İnsan Kendini Tanımak İçin  Neler Yapabilir?:
 Ünlü Alman düşünürü Goethe'ye göre; bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve düşüncelerinin farkına varmak, kendini tanımaktır.
Kendini tanıyan insan bulunduğu her ortamı iyileştirmeye çalışır. İnsanlara kızmak yerine onlara yardım eder. Kendini tanıyarak ışığa ulaşan insan diğer insanların da bu aydınlığa ulaşması için onlara yardım eder.
Kendini tanıyan insan "Doğrularımla ve yanlışlarımla ben buyum."  der ve yanlışlarını düzeltmeye çalışır.
Yıllar önce dört adam Kawir Çölleri’nde bir kervanla yolculuk ediyorlarmış. Akşam olduğunda ateşin etrafında oturuyor, deneyimleri hakkında konuşuyorlarmış. Dördünü’nde develere hayranlığı varmış.
Develerin huzurlu hallerine şaşırıyor, güçlerini takdir ediyor ve sabırlarını ibret verici buluyorlarmış. İçlerinden biri:
"Biz kalem ustalarıyız, bu hayvanları övmek ve  tanıtmak için yazalım veya çizelim." demiş.
Bu sözleri söyler söylemez bir parşömen kağıdı alarak yağ lambasıyla aydınlanan çadıra girmiş. Birkaç dakika sonra dışarı çıkmış ve çalışmasını arkadaşlarına göstermiş. Kağıtta dinlenme pozisyonundan kalk- maya hazırlanan bir deve çiziliymiş, hem de o kadar güzel çiziliymiş ki insan canlı olduğunu düşünebilirmiş.
Daha sonra ikinci adam çadıra girmiş ve bir süre sonra develerin kervana sağladıkları yararların yazılı olduğu edebi bir yazımla dışarı çıkmış. Üçüncü olarak çadıra giren alim ise, büyüleyici bir şiir yazmış.
En son dördüncü alim çadıra girerken diğerlerini kendisini rahatsız etmemeleri konusunda uyarmış. Birkaç saat sonra ateş sönmüş ve çadırın dışındakiler uykuya dalmışlar. Fakat loş çadırdan hala kalem sesleri ve monoton bir şarkı melodisi geliyormuş. Arkadaşları dördüncü günde onu, iki ve üçüncü günde olduğu gibi boşuna beklemişler. Sonunda beşinci gün çadırın girişi açılmış ve çalışkanların çalışkanı yorgun bir halde morarmış gözlerle ve çökmüş yanaklarla dışarı çıkmış. Çenesi kısa ve sert sakallarla kaplıymış. Yorgun adımlarla diğerlerine yaklaşmış ve bir tomar parşömen kağıdını önlerine koymuş. Birinci rulonun üzerinde büyük harflerle şöyle yazıyormuş:


"MÜKEMMEL BİR DEVE YA DA BİR DEVE NASIL OLMALI?"
Siz şimdiye kadar kendinize “Mükemmel bir insan ya da bir insan nasıl olmalı?” diye sordunuz mu?
Kendini tanımak isteyen insan da kendine sorular sormalı ve cevabını aramalıdır.
Kendini tanıma zorlu bir süreçtir. Kendini tanımak isteyen insan büyük bir azim ve kararlılıkla kendi üzerinde çalışmalıdır.
İnsanlığa "Kendini bil!" diye seslenen Eflatun'un bu sözünde birçok anlam gizlidir. Bu söz bize; ne istediğini bil, kendi sınırlarını ve zayıflıklarını bil, diğer insanların gözünde ne olduğunu bil, kendi isteklerinin ve niyetlerinin farkında ol, etrafında olup bitenlerin farkında ol, her alanda farkında oluşunun derecesini artır demektedir.
İnsan kendini tanımayı gaye edindiği zaman bu iştahı giderek artar. Kendisi hakkında bilgisi olan kişi hem özgürlüğüne kavuşur hem de kendini iyi yönetir. İnsan kendini bildiği zaman Rabbini de bilir.


İşte insanın kendisini tanımak için kendine sorabileceği birkaç soru:
< Hayatımın anlamı ve amacı nedir?
< Var oluşumun bir sebebi var mı?
< Niçin yaşıyorum?
< Hayatımda hangi kararları almış olsaydım şimdi arzu ettiğim yerde olurdum?
< Şu an bulunduğum konum istediğim bir konum mu?
< Hayatımı ben mi yönetiyorum?
< Ruhsal yapımı kontrol edebiliyor muyum?
< Diğer insanlara göre daha iyi yaptığım şeyler var mı?
< Davranışlarım mantıklı mı yoksa duygulu mu?
< Yardımsever ve cömert miyim yoksa çıkarcı mıyım?
< Olgunluk derecem tepkilerimi kontrol edecek ve yönlendirecek kadar yüksek mi?
< Düşünce sistemim soyut mu yoksa pratik mi?
< Huzur kavramından ne anlıyorum?
< Huzurun kaynağı ne?
Bu sorulara gerçekçi cevaplar verildiğinde insanı harekete geçirecek sonuçlara ulaşılacağı görülecektir.
Kendini tanıyan kişi gerçekçidir. Her zaman doğru bildiği düşünceleri hayatına geçirir. Pişman olacağı işlere girişmez. İhtiyaçlarını bilir, onları temel ilke ve prensipleri ışığında karşılamaya çalışır.
Kendini Tanımak = Davranışların ve  oluşturduğu etkileri farkında olmak, bunları kontrol etmek, sonuçlarını bilmek ve kabullenmektir.


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (2) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

ZAMANI STRESSİZ YÖNETMEK İÇİN NE YAPMALI.?

23/12/2007
Kategori: KISISEL GELISIM

Zaman yönetimiÇoğu kişi için zaman, en büyük stres unsurlarından biridir. İşte zamanınızı etkin biçimde kullanmak yani “zaman yönetimi” için bazı ipuçları…

Günlük olayların hallediliş tarzı, kişinin stres durumuna çok önemli etkiler yapar. Olaylara yaklaşımımız ve onlarla baş etme şeklimiz bize hayatı güllük gülistanlık yapabileceği gibi, zehir de edebilir.

Zaman yönetimi önemli
Genelde günlük yaşamımıza bakınca karşımıza bizim konuya önem verip düzeltebileceğimiz, eğer beceremiyorsak profesyonel yardımla kolaylıkla önleyebileceğimiz bazı öncelikli durumlar çıkar. Bu durumlardan biri olan “zaman yönetimi” çok önemli stres kaynaklarındandır.

Çoğu kişi için zaman, en büyük stres unsurlarından biridir. Zaman darlığının günlük yaşantımızda ne kadar sorun olduğunu hepimiz biliriz. İşte zamanınızı etkin biçimde kullanmak yani “zaman yönetimi” için bazı ipuçları:

Öncelikleri belirleyin: Bir gün içinde ne kadar şey yapabileceğinizi gerçekçi olarak tahmin edin. Nelerin en önemli olduğuna karar verin ve çabalarınızı bu hedefe ulaşmaya yoğunlaştırın.

Gününüzü organize edin: Günün içinde daima gecikme, ara verme ve planlanmayan işlerin çıkması gibi durumlar olur ama, siz önceliklerinize dayalı olarak gün için kesin bir plan yapın. Her zaman ivedi taleplerin yaşamınızı kontrol etmesi tuzağına düşmeyin. Başkalarını tatmin etmek için, kendi düzeninizi bozmak, önemli stres nedenlerindendir.

İş hayatında olabildiğince fazla yetkiyi ve işi başkalarına devredin: Her işi kendiniz yapamazsınız. Başkalarını eğitmeyi ve onlara güvenmeyi öğrenin.

Zor işleri önce yapın: Enerji düzeyiniz yüksekken en önemli görevlerle uğraşın. Günün planını yaparken önceliği zor işlere verin. Onları bitirince ne kadar hafiflediğinize siz de inanamayacaksınız. Çok önemli olmayan veya kolayca yürütebileceğiniz işleri sonraya bırakın.

İşlerinizi ertelemeyin: Önemli işleri sizce uygun sebepler bulup, daha ileri bir zamana ertelemeyin. Bu, farkında olmasanız da sizin için çok büyük bir stres oluşturur.

Toplantıya ayırdığınız zamanı minimize edin: Toplantıları öğle yemeği saatine veya işten çıkış saatine yakın zamanlarda yapın. Böylece uzun sürmeleri mümkün olmaz.

İşleri sıkıştırmayın: İşleriniz için akla yakın, gerçekleşebilir bir zaman hedefi belirleyin. Zaman baskısı altında acele ile yapılan işlerin çoğunlukla tekrar yapılması gerekir. Bu da ilk defasında doğru yapılmasına göre, daha çok stres yaratır.

Mükemmeliyetçi olmayın: Hiçbir zaman mükemmele erişemezsiniz. Makul bir zaman içinde elinizden gelenin en iyisini yapın ve sonra diğer önemli işlere yönelin. Zaman bulursanız daima geriye dönebilir ve daha önce bitirdiğiniz işi rötuşlayabilirsiniz.

İletişim kalitesine dikkat!
İnsanlar arası ilişkiler, başlı başına çok önemli stres nedeni olabilir. Herhangi bir ilişkinin kalitesi, sonunda daima iletişimin kalitesine bağlıdır. Etkin bir iletişimin öğrenilmesi, kişiler arası ilişkilerde stres ve çatışmaları azaltmada büyük bir adımdır.
Başarılı bir iletişim kurmak için iyi bir dinleyici olun: İletişime girdiğiniz insanların duygu ve düşüncelerini kesintisiz biçimde gerçekten sizinle paylaşmalarına izin verin. Onlarla empati (eşduyum) kurun; kendinizi onların yerine koyun. Önce başkalarını anlamayı denerseniz, siz de daha iyi anlaşıldığınızı göreceksiniz.

Nasıl bir dinleyici olmalı?
Aktif bir dinleyici olun; Bu, karşınızdaki insanın gerçekten ne demek istediğine ilgi göstermeniz anlamına gelir. Yanıtınızı düşünmek yerine söyleneni dinleyin. Daha fazla bilgi edinmek veya açıklığa kavuşturmak için soru sorun. İyi sorular iletişimi sürdürür.

Yansıtan bir dinleyici olun. Karşıdaki kişinin size söylediğine ilişkin yorumunuzu karşıdaki kişiye yansıtın. Bu, karşıdaki kişiyi dinlediğinizi, konuyla ilgilendiğinizi gösterir.

Karşınızdaki kişi sizi dinlemeye hazır olana kadar bekleyin. Aksi takdirde dedikleriniz ona ulaşmaz. Karşıdaki kişiye sizi anlayıp anlamadığını sorabilirsiniz. Sizi anlamamış gibi duruyorlarsa, anlaşılana kadar sebat edin.

Uzun süren sessizliklerden korkmayın: İnsan iletişimi, sözcüklerden fazlasıdır; sessizliğin de bir iletişim değeri vardır. Bazı kişilerin düşüncelerini toplamak ve iletişimde güven hissetmek için sessizliğe gereksinimi vardır.
Kaynak : Hürriyet


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (yok) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

VÜCUT DİLİNİZ

8/11/2007
Kategori: KISISEL GELISIM

VÜCUT DİLİNİZİ İYİ KULLANMAK İÇİN TÜYOLAR...

 

Vücut dilinin gelişim nedeninin hayvanlarla kurulan iletişim ile bağlantılı olup

 olmadığı uzun yıllardır tartışılıyor. Vücut dilini üreten başlıca etmenler arasında genetik eğilimler ve çevresel etkiler de sayılıyor. Hayatında hiç gülümseme görmemiş kör bir çocuk gülümseyebiliyor. Vücut dilinin daha gelişkin biçimi olan jestlerse genellikle fark edilmeden çevresel etkilerle ortaya çıkıyor.

Vücut dili bire bir iletişimde son derece önemli ancak grup içi iletişimde vücut dili daha büyük önem kazanıyor. Bir topluluğa karşı konuştuğunuzda siz düşüncelerinizi sözlerle ifade ediyorsunuz. İzleyicilerse daha büyük grubu oluşturmalarına karşın sizinle iletişmlerini vücut diliyle sağlıyorlar.

Vücut dili özellikle kur yaparken, potansiyel partnerinizi etkilemek için bilinçsizce ortaya çıkıyor. Pek çok zaman da işe yarıyor. Bu kadar gerekli, gereksiz açıklama yaptıktan sonra şimdi size karşınızdakinin hangi hareketinin ne anlama geldiğini ve de bunlara karşı nasıl pozisyon almanız gerektiğini anlatacağım ki, bu bilgi derhal çevrenizdekileri çözmenize ve de gerekli önlemleri almanıza yardımcı olacak. İnanmıyor musunuz? O halde deneyin görün…

- Elleri belinde ayakta duran bir kişi nedensiz de olsa kavga çıkarmaya hazırdır. Aman ondan uzak durun.

- Karşınızda bacak bacak üstüne atmış biri varsa ve de üstteki bacağını sallıyorsa, bu onun sıkıntıdan ölmek üzere olduğunu gösterir. Derhal espri patlatmaya başlayın.

- Başını iki elinin arasına alma, gözleri aşağıya doğru bakma da sıkılmanın göstergesidir. Hemen konu değiştirin.

- Kollarını göğüs hizzasında kavuşturmuş kişinin savunmasız halde olduğunu anlayabilirsiniz. Ona kabul ettirmek istediğiniz her ne varsa hemen harekete geçin.

- Çenesini tutan bir kişi büyük bir olasılıkla kafasında değişik değerlendirmeler yapıyordur. Bu durumda sizi dikkatle dinleyemeyeceğine göre, ona çok önemli meselelerden söz etmeyin.

- Burna hafif dokunma veya hafifçe ovma; geri çevirme, şüphe, yalan söyleme anlamına gelir. Karşınızdakine palavra sıkıyorsanız buna hemen son verin. Eğer konuşan oysa yalancılığını yüzüne rahatlıkla vurabilirsiniz.

- Karşınızda ellerini oğuşturan kişinin sizden bir beklentisi var demektir. Bu beklentiyi tahmin etmeniz pek de zor olmayacaktır. Eğer olumlu cevap veremeyecekseniz ortamdan hemen sıvışın.

- Otururken hafif kaykılmış, ellerini başının arkasında birleştirmiş, bacak bacak üstüne atmış bir kişi kendine güvendiğini ve karşısındakine üstünlük tasladığını gösterir. Eğer gıcık olduğunuz biriyse zekice sataşmalarla bu özgüveni bir anda ortadan kaldırabilirsiniz.

- Yana hafif eğilmiş baş anlatılana ilgi gösterildiğini ifade eder. Bu durumu iyi değerlendirin, konuşmanızı sürdürüp ortamın keyfini çıkarın.

- Çenesine hafif hafif vuran birinin bir karar verme aşamasında olduğunu anlayabilirsiniz. Hakkınızda hayırlı olmayacaksa onu bu düşüncelerden uzaklaştırmak için dikkat dağıtıcı hareketler yapın.

Benden bu kadar. Artık gerisi size kalmış…

Kaynak :
www.hurriyet.com.tr


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (1) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı


{ } { Sayfa 1 - 9 } { Sonraki Sayfa }

ESMA-UL HUSNA
sitene ekle

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


Sitenizesayac.com
Sevdalist - Sevdalara.net Toplistsusamsokagi.org mushafportal.Com AramaImage Hosted by ImageShack.usAçelya