SİTEME HOŞGELDİNİZ





Ana Sayfa Arşiv Profilim Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.us

''Bir Tek kalbin kırılmasını önliyebilirsem, .bir yaşamdan acıyı alabilirsem ve ya bir acıyı hafifletebilirsem,bir kişiyi doğruya yöneltebilirsemYada bir ardıç kuşu yavrusunu yeniden yuvasına koyabilirsem boşuna yaşamış olmayacağım''

Image Hosted by ImageShack.us
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Arkadaşlarım


Image Hosted by ImageShack.us

ungratefulcat BIÇAK İSMAL'İ NEDEN KESMEDİ?
ungratefulcat KENDİNİ TANIMAK....
ungratefulcat Selamı sabahı niye kestik?
ungratefulcat AŞK ASLA YETMEZ....
ungratefulcat Ey gönül…Ölmedinse Uyan!


Image Hosted by ImageShack.us


Selamı sabahı niye kestik?

21/5/2009
Kategori: INSAN VE YASAM


Ayni apartmanda oturanlar, ayni isyerinde hatta ayni ofiste calisanlar birbirlerine selam vermiyor. Asansorde karsilastigimiz, adini sanini bildigimiz kisilerden Allah’in selamini esirgiyoruz. Insanlar birbirine ‘Selamun Aleykum’u, bir ‘gunaydin’i, bir ‘merhaba’yi cok goruyor.

Bize ne oldu boyle? Kimse kimseyi dinlemiyor, tanimiyor! Ayni apartmanda oturanlar, ayni isyerinde hatta ayni ofiste calisanlar birbirlerine selam vermiyor. Asansorde karsilastigimiz, adini sanini bildigimiz kisiler-den Allah’in selamini esirgiyoruz. Insanlar birbirine ‘Selamun Aleykum’u, bir ‘gunaydin’i, bir ‘merhaba’yi cok goruyor. Yolda yururken yanlislikla birisine carpsaniz sizi parcalayacakmis gibi bakiyor. Hatta carpan carptigi kisiye ‘Af edersiniz’ demeden yoluna devam ediyor. Halbuki bu topraklarda selamlasma koklu bir gelenek. Selamlasma adabi uzerine siirler, makaleler ve kitaplar yazilmis. Yuzlerce ritueli ile selamlasmaya cok onem veren bir kulturumuz var. Ustelik Islam dini selamlasmaya buyuk onem vermis. Kur’an da bircok ayette tanidik tanimadik herkese selam vermek emredilmis. Allah, Nisa Suresi’nde, “Size selam verildiginde, siz de ondan daha guzeliyle selam verin veya aynisi ile karsilik verin.” buyuruyor. Peygamberimiz ise selam vermenin sunnet, almanin ise farz oldugunu soyluyor. Hatta Hazret-i Peygamber, “Size aranizdaki sevgiyi artiracak bir haber vereyim mi? Aranizda selami yayin!” diyor.

Peki biz neden bunlari unuttuk? Hayrettin Karaman, selamlasmanin herkesin gerildigi, en ufak bir tahrikte derhal karsi tarafa kufur ve yumrukla mudahale etmeye hazir oldugu su donemde cok onemli oldugunu vurguluyor. Karaman, insanlarin birbirleriyle selamlasmasi ve selamin yayginlasmasinin yangini baslatan atesin uzerine atilan sondurucu su gibi oldugunu anlatiyor. Ali Bulac da selamin toplumsal baris icin yayginlastirilmasi gerektigini vurguluyor. Selamlasmanin bireylerin biribirine guvenini arttirdigini soyluyor. Sahi bugun kac kisiye selam verdiniz?

Selam vermek neden onemli?

Ibni Omer’in Buhari’de yer alan rivayetine gore, bir adam Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Islam’da yapacagim en hayirli sey nedir?’ diye sorar. Resulullah da ona, “Yemek yedirmen ve tanidik-tanimadik herkese selam vermendir.” buyurur.

Muslim’de rivayet edilen baska bir hadiste de ‘selam vermek’ cennete girme sebeplerinden biri sayilmistir.

Allah’in bir ismi olan ve Kur’an’da 24 defa gecen Selam’in onemini kisaca soyle belirtebiliriz:

1. Bir Islam siaridir.

2. Muhabbet ve guvenin belirtisidir.

3. Bir duadir.

4. Sosyal dayanisma ve kaynasmanin vesilesidir.

5. Selam vermek sunnettir, korku durumu varsa vaciptir. Selam almak, kisiye farz-i ayn, topluluga da farz-i kifayedir. Mektup ve sahislar yoluyla gonderilen selamlara cevap vermek vaciptir.

6. Gunaydin, hayirli sabahlar gibi ifadeler selamin verdigi sevabi vermez. Isaretlerle veya egilerek verilen selam caiz gorulmemistir.

7. Sesli Kur’an okuyana, ilim ve zikir meclisinde olana, yeme-icme ile mesgul olana, sarhos, deli, banyo ve tuvalette olan kimselere selam vermek ise mekruh sayilmaktadir.

“Efsu’s-selâme beynekum”

“Aranizda selami yayiniz.” (Muslim)


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (2) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

Ya Renkler Olmasaydı?

23/12/2008
Kategori: INSAN VE YASAM


RENKSİZ BİR dünya olsaydı yaşadığımız mekan, her şey tek renk
 üzerine.. Nasıl olurdu yaşam hiç düşündünüz mü? Son zamanlarda uzun uzun düşündüm ben.. Tek düzeliği ve renksizliği düşündüm. Renksizlik ve zamansızlık üzerine yordum zihnimi.

Renkler hayatın vazgeçilmezlerinden zannımca. Yaratılmış her şey Yaratan’dan ötürü zaten güzel. Aynen öylede yaratılan bütün renklerde özel. Siyah olmasa beyazın kıymeti bilinmezdi. Kırmızı olmasa, yeşil tek başına güzelliğini sergileyemezdi. Renkler kadar birbirine tezat duygularda özel. Özlem olmasa vuslatların kıymeti bilinmezdi. Gözyaşları olmasa, gözlerimizden süzülen, dudaklarımızdaki tebessümlerin ne anlamı kalırdı?

Yaratılmış her şey diğer tezadı ile dengede.. Mıknatıslarda dahi kuzey güneyi çeker. İki aynı kutup birbirini iter. Gökyüzünün mavisini yitirdiğini evrendeki tüm renklerin birbirine karışıp neticede alelade bir gri rengin tüm dünyaya hakim olduğunu hayal edin lütfen.

Yiyeceklerin çekici renklerini silin gözlerinizden.. Afiyetle içtiğiniz çorba ile tabağınızın, tabak ile kaşığınızın hatta elinizin, kaşınızın aynı renk olduğunu düşünün. Sevdiğiniz insanı nasıl ayır ederdiniz diğer hemcinslerinden? Ya beslenme nasıl olurdu? Çiçeğin kokusunu duyabilmek ama rengini görememek ne kadar tatmin ederdi bizi?

Evren içinde pekte dikkate değer bulmadığımız bu küçük ayrıntıyı yitirdiğimizi düşünelim bir anlığına.. Yitirilen birçok güzellik gibi nasılda büyürdü gerekliliği gözümüzde. Denizin, bulutların ve gökyüzünün rengi aynı, balıkların rengi aynı.. Her şey tek düze ve hep aynı. Sonsuzluğa aşık insanoğlu için ızdırap dolu olurdu yaşam.. Oysa dünya öyle güzel renklerle donatılmış ve bu minik “renk” dediğimiz detaya öyle güzel vazifeler yüklenmiş ki. İnsanın sadece renkler için dahi her gün şükür namazı kılası geliyor.

Renklerin kullanılış ustalığı da, sihirli renkler dünyasının başka bir muamması. Öyle ki, karpuzun rengi kırmızı.. zamanımızın araştırmaları insanların kırmızı rengini daha çok tükettiğini kanıtlıyor ve yazın en kavuran sıcaklarında merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz Allah, biz aciz kulları için kırmızı şerbet toplarını yaratıyor. Uzmanlar yazın şekerli sıvılar tüketmemizi önerirken her şeyi Yaratan Allah, zaten kulları için gerekli besin ve gıdaları önceden hazırlayıp onların tamda en ihtiyaç duydukları anlarda onlara gönderiveriyor.

Yine bir araştırma, insanoğlunun “canım çekti” dediği şeylerin, aslında metabolizmasının ihtiyacından kaynaklandığını kanıtlıyor. Yani grip olacak bir insanın canı portakal istiyorsa bu bir tesadüf değil. Bilakis, Rabbimiz Allah’ın hastalıkla mücadelede yarattığı vücut için takdir ettiği bir lütfu. Aynen öylede, renginin turuncu, aromasının hoş kokulu olması da ayrı bir ustalık.

Renkler aynı zamanda bir savunma mekanizması. Siyah beyaz çizgileriyle aslanların gözlerini kamaştıran zebralar yaşamlarını, Allah’ın lütfettiği renklerine borçlular. Güzel kelebekler, kanatlarındaki göz şeklinde boyanmış benekleri ile bir çok düşmanlarını kendilerinden uzaklaştırabilmektedirler. Renk değiştirmede özel yaratılan hayvanlardan bir diğeri olan bukelamunu bulunduğu ortamdan, renkleri itibariyle soyutlamak neredeyse imkansızdır.

Dünya öyle mükemmel ve güzel bir denge üzerine yaratılmış ki tek bir zerresini dahi bozmak bu makro dengenin tüm çarklarını alt üst edebilir. Birbirine geçmiş dişlilerden oluşan bir çark sistemine benzetecek olursak dünyayı “renk” dediğimiz bu minik detayda aslında o kocaman dengenin olmazsa olmaz dişlerinden biri.

Bir renk kavramının dahi şükrünü verebilmekten aciz olan şu insanoğlunu sen merhametinle yargıla Ya Rabbi! Bizleri; yarattığın her türlü güzelliği, tezatları görenlerden ve yaşattığın her türlü duygunun şükrünü verenlerden eyle. Bizleri renksizliğe mahkum eyleme. Hayatımızı hep güzel renkler ile hemhal eyle. Amin.


istanbuLa dair - incesaz
-- Yazan: kardelensiz | Yorum (yok) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

Ama gidişim nedensiz değil

29/10/2008
Kategori: INSAN VE YASAM




Siz hiç gittiniz mi ya da gitmek istediniz mi? Yollara ya da başka diyarlara emanet etmek istediniz mi kalbinizi ve kendinizi?

Büyük çoğunluğun içten bir ‘Evet’ diyerek cevap verdiğini tahmin edebiliyorum. Kiminle konuşsam bu aralar ‘Her şeyi bırakıp başka bir yere gitme isteği’nden bahsediyor. Hayatından hoşnut olan yok. Hemen hemen herkes gitmek, uzaklaşmak istiyor bulunduğu ortamdan. Mutlu olan da mutsuz olan da…

Mutsuz olanın gitmek istemesini anlıyorum da mutlu olanın gitmek istemesini anlamıyorum. Sanırım onlara da mutluluğun, huzurun, rahatlığın, her şeyin yolunda olmasının verdiği durumun, bu monotonluğun kendine batması nedeniyle…

Halbuki bu saydıklarıma, mutluluğa ulaşmak için didinmez mi insan hemen hemen tüm hayatı boyunca? Bunlara ulaşınca da… Bir süre sonra bunları bırakıp gitmek ister. Alıp başını gidecek kadar cesur başlarken, bir sebebi olsun ya da olmasın yerinde durup, gözüpek savaşma kalıcılığına yenilir bu istek. Kalmanın onuruyla gidememenin burukluğu boğuşur içinizde bu kez.

Alıp başını gidenler yok mudur? Vardır elbet ama çok azdır gidebilenlerin sayısı. Genç, orta yaşlı fark etmiyor, kim olursa olsun… Gidemeyenler çoğunluktayken…

Gitmek istemeye rağmen bir türlü gidilemez. Belki alışkanlık, belki güvende olmanın verdiği huzur, hayatın yolunda olmasına sebep olan bu monotonluk ya da sıradanlığın sağladığı tekerrür, gitmeye çok kolay engel olabiliyor. Aslında o an kuş olup özgürce uçmak yerine kök salıyoruz bulunduğumuz ortama; kendimize ve de hayatımıza ihanet ederek. O istek içimizde filiz vermişken her şeyi olduğu gibi bırakıp gitmek aşk, bu durumda orada kalmak kendine ihanetidir insanın.

Gitmek için bir sebebiniz olmalı. Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç, farklı arayışlar, heyecanlar, dünyayı keşfetme isteği ya da kalbinizi çarptıracak, size hayatta olduğunuzu hissetmenizi sağlayacak neden ya da nedenler olmalı bulunduğunuz yerden gitmeniz için.

Uğruna savaştığınız şeyler nihayet bulmuyorsa, sevilmediğinizi hissediyorsanız, çevrenizdekiler sizi anlamıyorsa, başarınız göz ardı ediliyorsa, güvendiğiniz dağlara karlar yağıyorsa, hayat mücadelenizde önünüze hep engeller çıkıyorsa… Ya da çok değer verdiğiniz insanlardan çok değil aynı değerin onda birini bile göremiyorsanız, aynadaki gülümsemenize inat gözlerinizdeki hüzün o gülümsemenizi alt ediyorsa, kalabalık bir ortamdayken bile yalnızlığı ta iliklerinizde hissediyorsanız, her şeye rağmen mutlu olmak için çırpınadururken içinizi bir şeyler üzüyorsa gitmelisiniz tabii. Hem de hemen, arkanıza bile bakmadan…

-- Yazan: kardelensiz | Yorum (1) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı


{ } { Sayfa 1 - 3 } { Sonraki Sayfa }

ESMA-UL HUSNA
sitene ekle

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


Sitenizesayac.com
Sevdalist - Sevdalara.net Toplistsusamsokagi.org mushafportal.Com AramaImage Hosted by ImageShack.usAçelya