SİTEME HOŞGELDİNİZ





Ana Sayfa Arşiv Profilim Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.us

''Bir Tek kalbin kırılmasını önliyebilirsem, .bir yaşamdan acıyı alabilirsem ve ya bir acıyı hafifletebilirsem,bir kişiyi doğruya yöneltebilirsemYada bir ardıç kuşu yavrusunu yeniden yuvasına koyabilirsem boşuna yaşamış olmayacağım''

Image Hosted by ImageShack.us
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Arkadaşlarım


Image Hosted by ImageShack.us

ungratefulcat BIÇAK İSMAL'İ NEDEN KESMEDİ?
ungratefulcat KENDİNİ TANIMAK....
ungratefulcat Selamı sabahı niye kestik?
ungratefulcat AŞK ASLA YETMEZ....
ungratefulcat Ey gönül…Ölmedinse Uyan!


Image Hosted by ImageShack.us


Selamı sabahı niye kestik?

31/12/2008
Kategori: EGITIM


 Ayni apartmanda oturanlar, ayni isyerinde hatta ayni ofiste calisanlar
birbirlerine selam vermiyor. Asansorde karsilastigimiz, adini sanini bildigimiz kisilerden Allah’in selamini esirgiyoruz. Insanlar birbirine ‘Selamun Aleykum’u, bir ‘gunaydin’i, bir ‘merhaba’yi cok goruyor.

Bize ne oldu boyle? Kimse kimseyi dinlemiyor, tanimiyor! Ayni apartmanda oturanlar, ayni isyerinde hatta ayni ofiste calisanlar birbirlerine selam vermiyor. Asansorde karsilastigimiz, adini sanini bildigimiz kisiler-den Allah’in selamini esirgiyoruz. Insanlar birbirine ‘Selamun Aleykum’u, bir ‘gunaydin’i, bir ‘merhaba’yi cok goruyor. Yolda yururken yanlislikla birisine carpsaniz sizi parcalayacakmis gibi bakiyor. Hatta carpan carptigi kisiye ‘Af edersiniz’ demeden yoluna devam ediyor. Halbuki bu topraklarda selamlasma koklu bir gelenek. Selamlasma adabi uzerine siirler, makaleler ve kitaplar yazilmis. Yuzlerce ritueli ile selamlasmaya cok onem veren bir kulturumuz var. Ustelik Islam dini selamlasmaya buyuk onem vermis. Kur’an da bircok ayette tanidik tanimadik herkese selam vermek emredilmis. Allah, Nisa Suresi’nde, “Size selam verildiginde, siz de ondan daha guzeliyle selam verin veya aynisi ile karsilik verin.” buyuruyor. Peygamberimiz ise selam vermenin sunnet, almanin ise farz oldugunu soyluyor. Hatta Hazret-i Peygamber, “Size aranizdaki sevgiyi artiracak bir haber vereyim mi? Aranizda selami yayin!” diyor.

Peki biz neden bunlari unuttuk? Hayrettin Karaman, selamlasmanin herkesin gerildigi, en ufak bir tahrikte derhal karsi tarafa kufur ve yumrukla mudahale etmeye hazir oldugu su donemde cok onemli oldugunu vurguluyor. Karaman, insanlarin birbirleriyle selamlasmasi ve selamin yayginlasmasinin yangini baslatan atesin uzerine atilan sondurucu su gibi oldugunu anlatiyor. Ali Bulac da selamin toplumsal baris icin yayginlastirilmasi gerektigini vurguluyor. Selamlasmanin bireylerin biribirine guvenini arttirdigini soyluyor. Sahi bugun kac kisiye selam verdiniz?

Selam vermek neden onemli?

Ibni Omer’in Buhari’de yer alan rivayetine gore, bir adam Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Islam’da yapacagim en hayirli sey nedir?’ diye sorar. Resulullah da ona, “Yemek yedirmen ve tanidik-tanimadik herkese selam vermendir.” buyurur.

Muslim’de rivayet edilen baska bir hadiste de ‘selam vermek’ cennete girme sebeplerinden biri sayilmistir.

Allah’in bir ismi olan ve Kur’an’da 24 defa gecen Selam’in onemini kisaca soyle belirtebiliriz:

1. Bir Islam siaridir.

2. Muhabbet ve guvenin belirtisidir.

3. Bir duadir.

4. Sosyal dayanisma ve kaynasmanin vesilesidir.

5. Selam vermek sunnettir, korku durumu varsa vaciptir. Selam almak, kisiye farz-i ayn, topluluga da farz-i kifayedir. Mektup ve sahislar yoluyla gonderilen selamlara cevap vermek vaciptir.

6. Gunaydin, hayirli sabahlar gibi ifadeler selamin verdigi sevabi vermez. Isaretlerle veya egilerek verilen selam caiz gorulmemistir.

7. Sesli Kur’an okuyana, ilim ve zikir meclisinde olana, yeme-icme ile mesgul olana, sarhos, deli, banyo ve tuvalette olan kimselere selam vermek ise mekruh sayilmaktadir.

“Efsu’s-selâme beynekum”

“Aranizda selami yayiniz.” (Muslim)


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (2) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

TERBİYE

11/7/2008
Kategori: EGITIM

SEHPANIN ÜSTÜNDE dün geceden kalmış kirli bir bardağı ertesi gün oradan alan insan, o bardağın artık orada kalmaması gerektiğini düşünür. Bardağı alırken “ertesi gün orada bırakmak olmaz” tavrıyla alır.

Başka bir insan ise, o bardağı daha dün gece masanın üstünde bırakmamıştır, çünkü her şeyi işi biter bitmez yerine kaldırır, kullandığı gibi bırakmaz. Onun tavrının sebebi de, işlerini ertelememek veya her zaman temiz ve düzenli bir ortamda yaşamak istemek olabilir..

Diğer bir insan ise, o bardak birkaç gün orada dursa rahatsız olmaz, canı isteyene kadar veya ortalığı toplamaya karar verene kadar bardağı oradan kaldırmayabilir. Onu o bardağı kaldırmaya sevk edecek olan şey, canının o bardağı kaldırmak istememesinin geçmesi veya içinden ortalığı toplaması için bir şevk gelmesi olur çoğu zaman.

Bu üç farklı tipin, aynı işi farklı zamanlarda yapmalarına neden olan şey, alışkanlıklarıdır. Hepsi o şekilde yaşamaya alışmıştır. Biri, ertesi güne bırakmaya, diğeri ertesi güne değil bir sonraki ana bile bırakmamaya, bir diğeri ise o bardağı bir iki gün orada bırakmaya alışmıştır. Ve bu alışkanlıklarının sadece böyle küçük bir işte değil, başka önemli işlerde de etkili olması kuvvetle muhtemeldir.

İnsanların bu farklı tavırlarının alışkanlık haline gelmesi ise tekrardan kaynaklanıyor. Öyle çok tekrar ediliyor ki artık düşünülmeden yapılır hale geliyor. Peki acaba, alışkanlık haline gelen bu gibi şeylerin tekrar edilmesinin sebebleri neler? Yani daha alışkanlık devresine geçmeden önce neden tekrar ediliyorlar?

Bir hikmete binaen olabilir mi? Eğer bir hikmete binaense, birinci kişinin hikmeti “o bardağı ertesi gün kaldırmalıyım, çünkü kaldırmazsam ortam pis olur” mudur? İkinci kişinin ve üçüncü kişinin hikmeti de malum. Biri temizlik ve tertipin her zaman olması gerektiği hikmetine, öteki de temizliğin kendi canının istediği zaman olabileceği hikmetine binaen farklı tavırlar gösterirler.

Bahsettiğim alışkanlıklara benzer birçok alışkanlığın eşimde ve bende çok farklı olduğunu gözlediğimde de epey şaşırmıştım. Ona sorduğumda sahip olduğu alışkanlığa sebep olan hikmetten bahsetmişti. Baktım benim hikmetlerim ise çok farklıydı. Acaba böyle farklı hikmetleri seçip farklı alışkanlıklar edinmemizin nedeni neydi?

Farklı alışkanlıklarımızı bir müddet oldukça garipsedim, hatta yadırgadım. Bazen onun hikmetini haklı buluyor, neden o işi eşimin yaptığı gibi yapmadığıma hayıflanıyordum. Bazen de kendiminkileri haklı buluyordum. Gerçi git gide, birbirimize benzemeye başladık. O bana ben de ona benzer oldum bazı alışanlıklarda ama yine de farklılıkların sebebini merakım dinmemişti.

Aslında çok bildiğimiz bir sebepti. Eşimin annesi bir süreliğine bizi ziyarete geldiğinde o sebebi anlamaya başladım. Kayınvalidemin mutfakta, yemekte, buzdolabında, tertiple düzenle ilgili uygulamaları çok farklıydı, ama çok farklı. Ve aynı eşiminkiler gibiydi. İkisinin alışkanlıkları öyle benziyordu ki, sanki aynı mektepte aynı üstaddan ders almışlardı. Bu benzerlik ilk bakışta acaip geldi bana. Eşim annesini çok severdi ama ona çok bağlı değildi, bu benzerliğin sebebi anormal bir bağlılık da değildi.

Sonra bir ara annem geldiğinde onun alışkanlıklarına baktım. Aman Allahım benim alışkanlıklarım anneminkilerin aynısıydı. Ve gerçekten eşimin ve annesininkilerden ne denli farklıydı. Bunu daha önce hiç görmemiştim. Üstelik ben de anneme bağlı biri değildim, hatta uzun yıllar annemle çatışmış bile sayılabilirdim. Ama anneme korkunç denilebilecek kadar benziyordu alışkanlıklarım. Sanki biz de aynı üstaddan ders almıştık.

Bu şaşkınlıktan sonra insanları ve annelerini incelemeye başladım. Tespitim doğruydu, anneler ve çocuklarının karakterleri ne kadar farklı olursa olsun; biri duygusal öteki akılcı; biri çok atılgan öteki çok çekinik; biri dengeli öteki çok dengesiz olsa dahi yaşayış alışkanlıkları, eşyayla olan muhataplıkları hep aynıydı. Hep aynı. Anne ve çocuk aynı üstaddan ders almamıştı elbette, ama her çocuk annesinden bir üstad gibi hikmet dersleri almıştı.

En ilginci de bu hikmet derslerinin söz ve teoriyle değil, yaşayış ve tekrarla alınıyor olmasıydı. Her çocuk ister istemez, seçme şansı olmadan annesinin verdiği hikmet dersini alıyordu. Belki annesi de ona ne gibi dersler verdiğinin farkında değildi ama bir şekilde veriyordu. Ve biz insanlar buna terbiye diyorduk.

Önceden terbiye bana daha çok verilmesi cihetinden önemli gelirdi. Bu anlamda çocuğumun sorumluluğunu çok yoğun hissederdim. Bunları düşündükten sonra ise, terbiyenin verilebilirliğinden çok alınabilirliğinin dikkate değer olduğunu gördüm. Öyle ki, terbiye verilmeye niyet edilmese bile çocuk tarafından aileden öğrenilen, kopyalanan, taklit edilen her şey çocuğun terbiyesi demekti.

Bu ise, çocuğumdan çok kendimden sorumlu olmam demekti. Çünkü çocuk fıtraten beni üstad kabul ediyordu, beni kopyalayacaktı. Beni görecek, her şeyin her alışkanlığın tanımını ve başlangıcını benimle yapacaktı. Öyle ise çocuğumun terbiyesine kendimden başlamalıydım.


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (yok) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

HIZLI OKUMA

11/12/2007
Kategori: EGITIM

OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN

Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak beyine göndermekte ve beyin almaktadır. Sesli okuduğumuz zaman 200 kelime 1 dakikayla sınırlandığı için okuma hızımız çok daha hızlı olan beyin kapasitemize yetişememekte, arta kalan beyin kapasetimiz, boşluğu başka düşüncelerle doldurmaya çalıştığından konsantrasyonumuz ve okuma etkinliğimiz azalmaktadır.
İçinden sesli okumakda bir okuma türüdür. Her ne kadar bunda dudaklarımız kelimeleri tek tek telaffuz etmiyor ise de , ses tellerimiz kımıldıyor ve okuma hızımız 500 kelime 1 dakikayla sınırlıyoruz. Bunu önlemek için uzmanlar okurken çiklet çiğnemeyi öneriyorlar.(Gözle görme alışkanlığı edinene kadar) Okurken çiklet çiğneme temponuz hiç değişmezse bu yanlış alışkanlığı yenebilir ve gözle okumaya başlayabilirsiniz.


Her kelimeyi okumak da okumayı yavaşlatan nedenlerden biridir. Başka dillerde de, Türkçe´de de cümle yapılarında anlam bir kaç kelimede toplanmıştır. Diğer kelimeler onları düzenli bir cümle halinde birleştirmek için kullanılmıştır. Ve, gibi, ile için v.s. gibi sıksık tekrarlanan ve okuduğumuzu anlamamamıza büyük katkısı olmayan bu kelimeleri her seferinde okumak, bize büyük zaman kaybettirir. Başlangıçta hangi kelimelerin gereksiz olduğunu doğru tespit ederek, okumadan atlamakta büyük güçlük çekecek, ama zamanla bu konuda da yetenek ğeliştirerek 300 kelimelik bir yazının 100 kelimesini okuyarak anlayabilirsiniz.
Hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmek,okumamızı en fazla yavaşlatan en önemli psikolojik etken ve yaygın olan yanlış bir kanıdır. Kağnı arabaları satte 3-5 kilometreden hızlı gidemezdi. Otomobil bu hızı 100- 200 kilometreye çıkardı. Eskiden insanlar bu hızlara ulaşılabileceğini düşünmezlerdi. Biz de bu gün, yarın kabulleneceğimiz gelişmelere inanmıyor ve direnç gösteriyoruz. Dakikada 6000 kelime okuyarak 13 yaşında üniversiteye giren Mariel Aragon, dakikada 2500 kelime okuyarak A.B. D.´yi yöneten John Kennedy, hızlı okuyarak da daha iyi anlanabileceğinin kanıtlarıdır.


Öyleyse bu şartlanmayı bir kenara bırakarak okuma hızınızı arttırın. Anlama hızınız başlangıçta düşecek, ama hızınız arttıkça eski derecenizi yakalayıp geçecek, daha iyi anlayacaksınız.
Geri dönmek; bize en fazla zaman kaybettiren alışkanlık. Konsantrasyon eksikliğinden olur. Geri dönme imkanımız olduğu sürece de konsantrasyonumuz azalır. Öncelikle kendinize geri dönmeyi yasaklamalısınız. Geri dönme şansınızın olmaması konsantrasyonunuzu arttırır. Başlangıçta bazı paragrafları anlayamadığınızı hissedeceksiniz. Endişelenmeyin ve geri dönmeyin. Kendinize "Bugüne kadar geri dönerek okuduğum her paragrafı anladım mı? Şimdi hatırlıyor muyum?" diye sorun . Umarız cevabınız endişelerinizi yatıştırır.


Göz eğitimsizliği; gözün satırlar üzerinde düzenli hareket edememesidir. Okuma eğitimini yetirence alamayan bir göz, satırlar üzerinde gezinir, durur. Sıçramalar ve duraklamalar düzenli olmaz. Kişi sık sık geri dönüşler yapar. Bu nedenle de satırdaki düşünceleri birbirlerine bağlayarak bütünleştirip anlamlandırmada zorlanır. Bunun için gözü, sürat ve çabukluk kazandırıcı bazı yardımcılarla eğitmek gerekir. Örneğin bir vasıtada giderken ilanları okuyarak ve varsa videoda 2-3 kat hızlandırılmış alt yazılı filimleri seyrederek küçük göz egzersizleri yapabilirsiniz. Başlangıçta yoğun kontrasyon nedeni ile başınız ağrıyacak , ama bir süre sonra alışacaksınız. Alt yazılı bir filmi normal hızında seyrettiğinizde size çok yavaş gelecek ve canınız sıkılacaktır.


Pasif okumak; okuyacağınız yazıya zihninizi yönlendirmeden, anafikri, yazarın düşünce ve olaylara bakış biçimini, üslubunu anlamadan yapılan okumadır. Yazıyı ne amaçla okuduğunuzu bilmeden yapılan okumalar, okuma hızını düşürür. Dikkat yoğunlaşması olmadığı için de anlama olayı oluşmaz. O nedenle önce okunacak konuyu niçin okuyacağınızı belirlemeniz gerekir. Sonra bir ön okuma yaparak sorular belirlemek, soruları yanıtlamak için tekrar dikkatinizi yoğunlaştırarak yeniden okumak, etkili okumayı sağlar.
Bilgi ve kültür düzeyi eksikliği; okuma hızınızı yavaşlatan en önemil nedenlerden biridir. Yeni edinilmek istenen bilgilerin iyi kavranabilmesi, daha önce o konu ile ilgili kavramların kazanılmış olmasına bağlıdır. Hiç temel bilgimizin olmadığı bir konuyu anlamak çok zordur. Temel olmadan inşaat yapılmaz. Yani bilgi ve kültür eksikliği, okunacak konunun anlaşılmasını zorlaştırdığı için,okuma hızı da düşer. Bunun için parçada geçen, anlamını bilmediğiniz kelimelerin anlamını öğrendikten sonra dikkatle okumanız anlamanızı kolaylaştırır.
Okumanın ne anlama geldiğini iyi bilin; Okumak yalnızca sözcük kümeleri görmek değildir. Okumak yazarla aktif bir söyleşi şeklinde sürdürülen zihinsel bir süreçtir. Bu anlamda okuyabilmek için görmenin ötesinde zihinsel beceriler gereklidir. Bu zihinsel beceriler de öğrenme yolu ile gerçekleştirilebilir.
Örneğin bir metne bir bakışta en fazla iki- üç sözcük algılayabilen bir okuyucu belirli bir eğitim programı sonucunda bir bakışta cümlenin ya da paragrafın tümünü algılayabilir hale gelir. Yine öğrenme sonucunda, sürekli olarak her okuma çabasında yazarla aktif bir söyeşi içinde yazarın görüşlerini açığa çıkarmayı öğrenerek etkin bir okuyucu olabilir.
Okumanın gerçek amacı, anlamı çabuk ve doğru kavramaktır. Bu okumanın geliştirilmesi için, etkili okumanın temeli olan hız, kavrama ve bellek arasında bağ kurulmasını gerektirir. Okumada kavrama ile hız arasında yakın bir ilişkinin varlığı kabul edilmekte, kavramaya ilişkin becerilerin arttırılması hızlı okuma ile olası görülmektedir.

HIZLI OKUMA

 
Hızlı okuma için , okuma yanlışlarımızı düzelterek kendimizi hazırladık. Şimdi de hızlı okuma yöntemlerine geçmeden önce, düşünce olarak atmamız gereken adımlar var.
a- Gözlerimizle aklımızı birlikte çalışmaya alıştırmak
b- Bir metinde her sözcüğü okumak zorunda olmadığımıza inanmak
c- Her metinin ya da kitabın aynı değerde olmadığını kabul etmek. Yani bazılarının zor, bazılarının kolay olduğunu bilmek
d- Okuyacağınız her metin ve kitapta amaçlarınızın farklı olduğunu kabul etmek okuma hızınızı da buna göre ayarlamak gerektiğini bilmek.

HIZLI OKUMA YÖNTEMLERİ


Göz Devinimlerimiz: Daha hızlı okumak, etkili bir okuyucu olabilmek için gözlerimizle aklımızı birlikte çalıştırmaya alıştırmamız gerekiyor.
Okuma sırasında, gözümüz satırlar üzerinde soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağıya (bazen aşağıdan yukarıya) göz sıçramaları ile ilerler. Okuma olayı, işte bu sıçramadaki duraklamalar (saplama) sırasında, yakalayabileceğimiz sözcük kümesini algılayarak , gerçekleştirilir. Bu yüzden hızlı ve usta bir okuyucu olabilmek için, göz sıçramalarını hızlandırmak, duraklama süresini kısaltmak, duraklama süresince çok sayıda sözcük görebilmek (4-5sözcük) yani görme yelpazemizi genişletmemiz gerekiyor. Bu üç özelliği kontrol etmek beynin işidir. Zihnimizin kotrolü dışında gerçekleşen sıçrama ve duraklamalardan görüş alanına girenleri algılamak olanaksızdır. Öyleyse aklımız sürekli emir veren, kontrol eden ve gönderilenleri algılayacak biçimde hazırlıkta ve işlerlikte olmalıdır.

Sapmalar: Daha çok sayıda sözcük kümesini algılamak için; sözcük kelimelerinde gözün önce belli bir noktaya sapması, sonra bu saptığı noktanın sağından ve solundan mümkün olduğunca çok sayıda sözcüğü algılaması gerekir.

Lezzetli ve Temiz yemekler yapan bir aşcıdır.


1. Sapma noktası 2. Sapma noktası

Kolon Okuma: Günümüzde metinler gittikçe daha dar kolonlar halinde basılmaktadır. Gazetelerde dergilerde ve büyük magazinlerde bu kolonlara daha sık rastlanmaktadır. Bu kolonlar, ortalama 5-7 cm den oluşan sıfatlardan meydana gelmektedir. Dar kolanlar büyük bir gidiş- gelişi zorunlu kılan geniş satırlardan daha kolay gözden geçirilmektedir. Diğer yandan yukarıdan aşağıya doğru okuma dikkati daha çok uyarmaktadır. Dar kolonlar genellikle her satırda bir ya da iki sapmayı gerektirdiğinden, ritim konusunda büyük yarar sağlamaktadır.
Göz Gezdirme: Görme yelpazemiz genişledikçe, metnin bütününü dikkatli bir şekilde görme, düşünceleri yakalama hızına da ulaşırsınız.
Etkili okuyucu, metnin özelliklerine göre hızını ayarlayabildiği gibi, her metinle ilgili ihtiyaç ve amaçlarının farkı olacağını kabul eder. Amacını belirledikten sonra metnin bütününe yönelik yaptığı "Göz Gezdirme" Tekniği ile dikkatli bir okuma yapabilir.
Göz gezdirme ile çok yüksek hızlar elde edersiniz. Neye ve nasıl göz gezdireceğimizi iyi belirlersek bu, hız kavrayışımızı düşürmez.
Göz gezdirme, bir metni okumaya başlamadan önce yapılan "Göz atma" dan farklıdır. Göz gezdirme de amacımız belirli olduğu için daha dikkatli bir inceleme yaparız. Okunan metin çok kolay ve okuyucunun bildiği konuyu içeriyorsa göz gezdirme de yeterli bilgi edinilebilir.
Etkili bir göz gezdirme davranışında; metin başlığı alt bakşlıkları, giriş ve ilk paragrafı, sonraki paragrafların ilk ve son cümleleri numaraları, büyük harfle ya da italik yazılmış yerleri son paragraf ve varsa özeti okumalıdır.


Esnek Okuma: Okuma yöntemimizi ve hızımızı belirleme okuma amacımız ve metnin özellikleri önemli rol oynamaktadır. Etkili okumada okuyucu, her durumda uygun okuma tutumunu alabilmelidir. Uygun okuma tutumunu alabilmek, esnek okumayı gerektirir.
Eğer günlük yaşamda karşımızı çıkan yeni bilgilerden gereğince ve uygun bir şekilde yararlanmasını bilmezsek, bir çok şeyi kaçırır, önemli bilğileri edinemeyiz . Ayrıca daha az zaman ayırarak yapacağımız okumayı, hem daha fazla zaman harcayarak yapar, hem de okuduğumuz metinden yeterince doyum alamayız. Oysa okuma hızını ve yöntemini, okuma amacına ve metnin özelliklerine göre ayarlayabilen, yani "Esnek Okuma" yapabilen bir okuyucu en kısa zamanda, en çok bilgiyi alabilir.


Her gün karşılaştığımız yeni okuma durumlarını incelediğimizde, esnek okumayı daha iyi anlayabiliriz. Okunacak şeyler değişik türde olduğundan , bunları okuma amacımız da değişir. Farklı teknikler kullanırız. Örneğin güne gazete okuyarak başadığınızı düşünelim. Ancak zamanınız sınırlı, derse yetişmek durumundasınız. O zaman sadece başlıklara bakar ilginizi çeken haberlere de şöyle göz atarsınız. Okula gittinizde, derse girmeden önce eğer konu anlatacak iseniz, bildiğiniz şeyleri eleyebilmek için göz gezdirirsiniz. Bildiklerinizi atlar yeni bilgileri okursunuz. Öğleden sonra arkadaşınız size bir dergiyi verdi diyelim. İlginç bir makale var mı diye dergiyi tararsınız. İlginizi çeken bir makale bulduğunuzda, yeni bir bilgiye rastlamak için göz atarsınız. Akşam iyi bir film ya da program bulabilmek için gazetelerden programları tararsınız. Yarınki dersinizi hazırlama durumunda ise, metindeki herşeyi okumanız gerekmediği düşüncesinden hareketle kitabınızın o bölümüne göz atar, elde etmek istediğiniz bilgilere göre önemli başlık ve alt başlıkları belirlerseniz. Konusunu ana fikir ve ayrıntılarını araştırır, önemli kısımlar üzerinde daha fazla zaman harcayarak, ayrıntılar üzerinde daha hızlı geçerek ya da atlayarak okumanızı sürdürürsünüz. Gördüğünüz gibi, okuduğunuz bu çeşitli türden malzemelerin her birine göre okuma amacınız da farklı olacaktır. Yine malzemenin türüne göre yöntem ve hızınızıda değiştirmeniz gerekecektir. Eğer bunu uygun bir şekilde yapmayı başarırsanız esnek bir okuyucusunuz demektir.


Esnek okuyucu, nasıl okuyacağına karar verirken, metinin türünü de dikkate alarak zaman zaman teknik değiştirebilir. Metin , açık bir dille yazılmış ve izlenmesi kolay bir anlatımı olduğunda, hızlı bir okuma yapılabilir. Ancak metin açık bir dille yazılmamış, anlatımı kolayca özlemeye elverişli olmadığında daha yavaş ve dikkatli bir okuma yapılabilir. Eğer bu şekilde esnek davranamazsak, amacımıza ulaşamadığımız gibi zamanımızı da boşa harcamış oluruz.
Esnek okuyucu, okuma yöntemini kararlaştırırken zamanını dikkate alır. Örneğin bir metni ne kadar dikkatli okuması gerekirse gereksin, eğer yeterli zamanı yoksa, ya bir kısmı okur, bir kısmına göz atar ya da baştan sona dikkatle göz gezdirir. Ayrıca, eğer o anda fiziksel bir rahatsızlığı varsa, genel düşünceyi anlamak için sadece göz atar. Özetle esnek okuyucu, durumuna göre hızlarını bilen ve uygulayan kişidir.



Kavrama ve Sezme: Görme, her sözcüğü anlamanız için yeterli değildir. Görme yeteneği, anlama, görme ve zihin yeteneklerinin bir sentezi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu, yazılı bir sözcüğü görür görmez tahmin ediliyor, taman olmadan profilini ve diğer özelliklerini tamamlıyor, böylece görüşünüzü kontrol etmiş oluyorsunuz.
Okuma sürecinde, sözcükleri sadece görmek yeterli değildir. Aynı zamanda bir sözcüğü diğerinden ayırmak gerekir. Yazmada ise , dil bilgisi ve sözcükleri birleştirmede kullanılan bağlama kuralları etkili olmaktadır. Sonuç olarak okumak, soyut ve göze dayalı anlamlar üretmektir. Bu üretimi sözcüklerin doğru seçimi, sözcüklerin anlamları, tipleri, türleri ve yaptıkları belirlemektedir.
İyi bir okuyucu olmak, sizin etkili okumanızı sağlayacak çeşitli teknikler uygulamanız gerekmektedir. Şimdi yapacağınız alıştırmalarda, okurken eksik bırakılan sözcüğü izleyen sözcüklerden tahmin etmeye çalışın. Böylelikle anlama ve sezme yeteneğinizi ğeliştirebelersiniz.
UYGULAMA: Aşağıdaki kısa metinde boş bırakılan yerlerde konuşulması gereken sözcükleri düşünerek, kavrayarak bulup yazınız. Bu tür çalışmaları sık sık yaparsanız kavrama ve sezme gücünüz artar.

Oğlumuz
Karlı b.... şubat g..... doğmuştu. Babanın k.... verirken b.... tuhaftım. İsim a....., kamus b...... ne kadar b ..... gelmişti . O...... ışıl ı..... , kainat g..... manalı b..... kelime b..... istiyorum. S...... Ömer d....... Bu da o.....yakışmıştı. O...... tarihe girme b...... Ömer´in ikbaline layık, g......
İlk g...., i..... diş, i..... kelime, annesine doğru genç, g...... ve mes´ut a..... doğru i..... adım.

Seçici Okuma: Bundan önceki bölümlerde etkili ve hızlı okumayı geliştirmek, okuma verimini arttırmak için bir takım stratejiler geliştirdik. Bu aşamadan sonra hedefimiz, okumaya, ayırdığımız zamanı daha verimli kullanabilmek, kısa zamanda daha çok bilği edinebilmek. Bu hedefe ulaşabilmek, hızlı ve seçici olmayı gerektiriyor. Aslında her okuma da seçici olunmalı. Ancak hızlı okurken buna daha çok ihtiyacımız var.
Okumada önemli olan, yazarın iletmek istediği mesajı, okuyucunun yazılı sözcükler arasından bulup çıkarmasıdır. Daha önceki bölümlerde, yazarın düşüncesini kavramada etkili olan bir takım etkili okuma tekniklerinden bahsetmiştik. Bu tekniklerde hız , çabukluk, esneklik derecelerine nasıl ulaşacağımız, okumamızı nasıl düzelteceğimiz konularında yoğunlaştık. Ancak bu tür okumalarımızda gözümüz temel olan noktayı, bir çok ayrıntılarla birlikte kavrama durumunada kalabiliyordu. " Seçici okuma" adı altında şimdi açıklayacağımız teknikte ise, tüm ayrıntıya girmeden, daha az sözcük okuyarak, yazarın düşünce bütünlüğünü yoklamamız hedeflenir.
Burada önemli olan her hangi bir metni mikroskopla incelemek değil, genel hatlarıyla bilmektir. Bu teknik, pratik okumamıza büyük yarar sağlamakta, bize zamandan kazandırmaktadır. Örneğin, 15 dakikada günlük gazeteyi okuyabelmek, üç saatte 500 sayfalık bir yapıtta bulunan bilgileri yakalamak gibi

Buraya kadar yapılan açıklamaları özetlemek gerekirse:
1. Gözümüzle ve beyninizle okuyun.(Dudaklarınız ve ses telleriniz kımıldamasın)
2. Gözünüzle kelime gurupları görmeye çalışın ( birden fazla kelime)
3. Okurken yazıya konsantre olmaya çalışın. (geri dönüş yapmayı kendinize yasaklayın)
4. Her kelimeyi okumak yerine, asıl anlamı veren kelimeler üzerinde durarak gereksiz kelimeler üzerinde durarak gereksiz kelimeleri atmaya çalışın.
5. Kendinizi hızlı okumaya zorlayın.
6. Kendinize okurken belli bir süre vererek, okuduğuğunuzu o süre içinde bitirmeye çalışın.
7. Fırsat buldukça değişik tipte yazılar okuyun.
(Kendinize mutlaka okumak için zaman ayırın)
8. Gereksiz Ayrıntılar yerine ana fikir için okuyun.
Anafikri bulmak için;
a) Birinci paragrafta yazırın tarzını çıkarmaya çalışın
b) Anafikri nereye yazmış olabileceğini düşünün Her paragrafta bunu bulmaya çalışın.
c) Anafikrin her paragrafta bulunabileceğine dikkat edin.
Başlangıçta bunları uygulamanız ve hatta başarmanız size çok güç gelebilir. Ama unutmayın ki bunları başarıp bilginin özüne çok daha pratik, çok daha kısa sürede ulaşabilen insanlar çok fazla. Neden bizde onlardan biri olmayalım? Yapılması gereken tek şey ümidimizi yitirmemek.
İnatla uygulama yapın.
Sonucun adım adım geldiğini göreceksiniz

 


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (6) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı


{ } { Sayfa 1 - 2 } { Sonraki Sayfa }

ESMA-UL HUSNA
sitene ekle

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


Sitenizesayac.com
Sevdalist - Sevdalara.net Toplistsusamsokagi.org mushafportal.Com AramaImage Hosted by ImageShack.usAçelya