SİTEME HOŞGELDİNİZ





Ana Sayfa Arşiv Profilim Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.us

''Bir Tek kalbin kırılmasını önliyebilirsem, .bir yaşamdan acıyı alabilirsem ve ya bir acıyı hafifletebilirsem,bir kişiyi doğruya yöneltebilirsemYada bir ardıç kuşu yavrusunu yeniden yuvasına koyabilirsem boşuna yaşamış olmayacağım''

Image Hosted by ImageShack.us
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Arkadaşlarım


Image Hosted by ImageShack.us

ungratefulcat BIÇAK İSMAL'İ NEDEN KESMEDİ?
ungratefulcat KENDİNİ TANIMAK....
ungratefulcat Selamı sabahı niye kestik?
ungratefulcat AŞK ASLA YETMEZ....
ungratefulcat Ey gönül…Ölmedinse Uyan!


Image Hosted by ImageShack.us


ÇOCUĞUMUZUN ÇİZGİLERİ NE DİYOR?

13/3/2008
Kategori: COCUK VE AILE

Sorunlu çocuk çizdiği resimden belli olur

"Bir aile çiz" testindeki her figür çocuğun ruhsal bir problemini ortaya çıkarıyor.

Bir insan çiz" ve "Bir aile çiz" testi artık Türkiye'de de uygulanıyor. Kendisini ve ailesini nasıl algıladığını anlamayı amaçlayan bu resim testleri, çocuğun duygusal sorunları hakkında ipucu veriyor.

Depresyon habercisi
Çocuğun çizdiği kocaman bir kafa, ailesi tarafından yaşıtlarıyla kıyaslandığının; nokta kadar tek bir kulak, sosyal ilişkilerde problem yaşadığının; iki minik kapalı göz, depresif bir yapıda olduğunun göstergesi.


Sorunlu çocuk resminden belli olur

Çocukların çizdikleri resimler, onların iletişim problemlerinden kardeş kıskançlığına, depresyondan aile içindeki sorunlarına kadar pek çok konudaki duygularının ipuçlarını veriyor. Uzmanlar, çocuklara uyguladıkları iki ayrı test ile ruh dünyalarını ortaya çıkarıyor.

Çocuğun ruh dünyasını anlamak için uygulanan yansıtma testlerinden "Bir insan çiz" ve "Bir aile çiz" testi Türkiye'de de uygulanıyor. Çocuğun kendisini ve ailesini nasıl algıladığını anlamayı amaçlayan bu resim testleri onların pek çok sorunu hakkında ipucu veriyor. Aktüel Dergisi bu haftaki sayısında konuyla ilgili habere yer verdi.

YAKIN TAKİBE ALINIYOR


Çocukların yaptıkları resimler onların ruh halleri hakkında pek çok ayrıntıyı barındırıyor. Örneğin, kocaman bir kafa, nokta kadar tek bir kulak, iki minik kapalı göz, kocaman bir burun ve vücudun iki katı uzunluğunda yana açılmış kollarla kendini tasvir eden çocuğun ruh hali uzmanlar tarafından hemen tahlil ediliyor. Zira çocuğun kendisine çizdiği kafa, ailesi tarafından yaşıtlarıyla sürekli kıyaslandığını; kulak, sosyal ilişkilerinde problem yaşadığını; gözler, içi dönük ve depresif yapıda olduğunu; burun, cinsellik hakkında soru sormasının aile tarafından yasaklandığını; kollar, insanlarla ilişki kurma isteğini; ayaklar ise, kendi başına hareket edebilme ve karar verebilme güçlüğü yaşadığını gösteriyor.... Çizimde hiç ağız olmaması ise çocuğun konuşmakta ve çevresiyle iletişim kurmakta zorlandığına işaret ediyor. Anaokullarında ve çocuk yuvalarında görev yapan psikologlar zeka gelişimini takip etmek amacıyla çocuk resimlerini yakın takibe alıyor. Örneğin dört yaşındaki bir çocuğun evi bulutlarla aynı hizada ve havada çizmesi normal karşılanırken, aynı çizim sekiz yaşında tekrarlandığnıda çocukta zeka gelişimiyle ilgili bir sorun olabileceğinden şüphe ediliyor. Bunlar bilinen, olağan ve rutin takipler... Ama ülkemizde çocuk psikolojisi alanında son iki, üç yıldır yaygınlaşan "Bir İnsan Çiz" ve "Bir Aile Çiz" testleri çocuğun ruh dünyasıyla aileyi ve kendini algılaması hakkında önemli ve özel ayrıntılar veriyor. Geçtiğimiz günlerde kurulan Projektif Testler Derneği de, projektif (yansıtma) testleri başlığı altında toplanan bu çalışmaları Türkiye'de yaygınlaştırmayı ve uzmanları bu konuda eğitmeyi amaçlıyor. Derneğin başkanı İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Tevfika İkiz, başkan yardımcısı ise klinik psikolog Funda Akkapulu Kaya. Derneğin uzmanlar ve psikoloji meraklıları için yayınladığı "Yansıtma" dergisi de ilk sayısında resim testleri konusuna geniş yer veriyor.

TEMEL DETAY


Bu konuda tecrübeli isimlerden biri de İstanbul Üniversitei Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda görevli Uzman Psikolog Reyhan Bahçıvan Saydam. "Çocuk Çizimlerinin Klinik Değerlendirmedeki Yeri" başlıklı geniş bir araştırması bulunuyor. Saydam, araştırmasında öncelikle çocuklara uygulanan resim testlerinde dikkat edilecek temel detayların altını çiziyor. Resim testlerinin Türkiye'deki bazı tıp fakültelerinin çocuk psikiyatri bölümlerinin psikoloji laboratuvarlarında yeni yeni uygulanmaya başlandığın söyleyen klinik psikolog Funda Akkapılı Kaya, 'Aile Çiz Testi'ndeki temel düzeneği ise şöyle özetliyor: "Bu testin değerlendirmesinde çizimlerin konumlanışı çok önemlidir. Bu açıdan değerlendirmeye alınan ilk çizim özelliği bireylerin resmedilmesi sırasıdır. Çocuğun aile içinde kendisi için taşıdığı önem sırasına göre bireyleri resmettiği ve genellikle özdeşleştiği kişiyi ilk olarak ve sayfanın soluna çizdiği kabul edilir."

ÇOCUĞUNUZUN RESMİ RUHUNUN AYNASI

Uzmanlar, çocuğun kendisini yansıtmasında, olaylar hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade etmesinde, yalın bir anlatım aracı olan resmin önemine dikkat çekiyor. Buna göre resim, yaşı ve kişilik özellikleri nedeniyle sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocukları tanımada da önemli bir teşhis aracı olmasını sağlıyor.

Resim çizdirerek çocuğu tanıyın
Çocukların çizdiği resimlerin iyi ve bir bütün halinde yorumlanması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuğu iyi tanımak için bol bol resim çizdirmesini, "neyi, neden yaptığının" sorulmasını öneriyor. Çocuğun resimlerinde korku, güven, sevgi gibi unsurlar yer alırken, bunlar çocukla ilgili çönemli ipuçları taşıyor.
Renkler de önemli
   Uzmanlar, çizilen resimlerdeki renklerin ve resim ebatlarının anlamlı olabileceğini vurgulayarak, sayfanın tamamını kaplayan çok büyük resimlerin iç kontrol zayıflığı, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, korku ve saldırganlığı, küçük ebattakilerin ise ürkeklik ve içe dönüklüğü yansıtabileceğini belirtiyor. Resimlerin ebatlarının yanı sıra kullanılan renklerin de düşünce ve iç dünyalarını yansıtmada etkili olduğunu hatırlatan uzmanlar, resimlerde kahverengi, siyah gibi koyu renkler ağırlıktaysa karamsarlığı, korkuyu, kırmızı renk iddiacılığı, saldırganlığı, pembe, sarı, turuncu gibi sıcak renklerin ise genellikle sevecen, uyumlu, işbirlikçi ve dışa dönüklüğü ifade edebildiğini kaydediyor.
Sorun varsa...
Uzmanlar, sorun varsa bir psikiyatriste danışılması gerekliliğine dikkat çekerek, çocuğu anlamak için onunla arkadaş olunması ve bir bütün olarak çocuğun tanınması gerektiğini vurguluyor.

 



-- Yazan: kardelensiz | Yorum (7) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

Çocukta Uyum ve Davranış Bozuklukları

31/12/2007
Kategori: COCUK VE AILE

Çocukta Uyum ve Davranış Bozuklukları



AİLEDE VE TOPLUMDA meydana gelen olumlu ve olumsuz bütün olaylardan her insan gibi çocuk da etkilenir. Ancak çocuklar yetişkinler gibi yeterli tecrübe birikimine, gelişmiş mantığa ve güçlenmiş bir iradeye sahip olmadıkları için karşılaştıkları olumsuz şartları, âni değişiklikleri ve zorlukları anne baba desteği olmadan kolay aşamazlar. Aile büyüklerinden birinin ölümü, babanın işini kaybetmesi, yeni bir eve taşınılması, okulunun değiştirilmesi, yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi gibi beklenmedik olayları ve değişiklikleri çocuklar kolay kabullenemez, uyum sağlamakta zorluk çekerler. Anne ve babadan destek gören, sevilen, özgüven duygusu gelişmiş bir çocuk kısa sürede yeni duruma uyum sağlayabilir. Uyum sağlayıncaya kadar geçen süre içinde gösterilen davranış bozuklukları ruh sağlığına zarar vermeyen geçici uyum bozukluklarıdır. Bunlar aslında çocuğun sosyal gelişimi için faydalı tecrübelerdir.
Psikologlar, bir davranış bozukluğunu yorumlarken çocuğun yaşını ve davranış bozukluğuna yol açan olayın ciddiyetini gözönünde bulundururlar. Örnek verecek olursak, iki yaşına kadar bebeklerde parmak emme fazla ciddiye alınacak bir davranış bozukluğu değildir. Nöropsikoloji uzmanları bunun ana rahmindeki bir alışkanlığın devamı olduğunu söylerken, gelişim psikolojisi uzmanları da çevreyi ve vücudunu tanıma girişimi olarak değerlendirirler. Memeden kesilen bir bebeğin yeni duruma uyum sağlayıncaya kadar parmağını emmesi normal sayılır. Yine korktuğunda, acıktığında, anneyi özlediğinde, uykuya dalarken parmak emmesi bir rahatlama şeklidir; davranış bozukluğu sayılmaz. Üç yaşındaki bir çocuğunun isteği yerine getirilmediği zaman ağlayıp sızlanması, yatıp yuvarlanması eğitim eksikliğine verilir ve fazla yadırganmaz. Ancak aynı hareketler on yaşındaki bir çocukta davranış bozukluğu kabul edilir.

Parmak Emme: Bir yaşından veya sütten kesilmeden sonra devam eden parmak emme, anne-çocuk ilişkisindeki yetersizliğe ve güven duygusunun eksikliğine işaret eder. İleri yaşlarda ortaya çıkan parmak emme, daha ciddi ruhsal bozuklukların belirtisi sayıldığından, profesyonel yardım gerektirir.

Saç Koparma (Trikotillomani): İki yaşından önce görülen saç ve seyrek olarak kaş yolma davranışı zeka geriliğinin ve gelişim bozukluğunun işareti sayılabilir. İki yaşından sonra ortaya çıkan saç yolma, anne-çocuk ilişkisinde çatışmalar olduğunu gösterir. Duygularını ifade etmede güçlük çeken, yasak ve baskı altında büyüyen kız çocuklarında saç koparma davranışına daha sık rastlanmaktadır. Korkularını, endişelerini, öfkelerini rahatça ifade etmelerine izin verilmeyen çocuklar, saçlarını veya kaşlarını yolarak, saldırganlık ve kızgınlık duygularını kendilerine yöneltmektedirler. Konuşamayan, isteklerini anlatmakta güçlük çeken zihin özürlü çocuklarda da saç koparma vak’alarına sık rastlanmaktadır.

Tırnak Yeme: Kızgınlığını, sıkıntısını, korkusunu rahatça dile getirmesine izin verilmeyen ve kızgınlığı ceza ile bastırılan çocuklar, saç koparmada olduğu gibi, tırnak yiyerek saldırganlık duygularını kendilerine yöneltirler.

Toprak Yeme (Pika): İlk bir yıl içinde bebekler eline geçeni ağzına götürerek sertliğini, yumuşaklığını, yenip yenmediğini deneyerek öğrenmek isterler. Bu tür geçici denemeler ilk aylarda eşyayı tanıma ve keşfetme olarak değerlendirilebilir. Bir yaşından sonra devam etmesi hâlinde uyum bozukluğu olarak ele alınmalıdır. Yeterince beslenemeyen, ilgi ve sevgi eksikliği içinde olan çocuklar, evde ve bahçede ellerine geçirdikleri toprak, kum, kireç, hatta dışkı gibi zararlı şeyleri ağzına götürüp yiyebilirler. Seyrek de olsa mobilya kenarlarını kemiren çocuklara rastlanmaktadır. ‘Pika’ denilen bu davranış bozukluğu, daha çok anne sütü ile beslenmeyen, sevgiden, ilgiden ve şefkatten uzak büyüyen, güven duygusu gelişmemiş çocuklarda görülmektedir.

Altını Islatma ve Kirletme (Enuresis ve Enkopresis): Normal olarak çocuklar iki yaşını tamamladığında küçük ve büyük abdestlerini bilinçli olarak tutabilmektedirler. Soya çekime, beslenmeye ve iklime bağlı olarak bu süreç üç yaşına kadar uzayabilir. Dört yaşından sonra devam eden altını ıslatmalar ve kirletmeler normal değildir. Eğer çocuk küçük abdestini tutmayı hiç öğrenememiş ise, zeka geriliği veya organik bir rahatsızlığından dolayı kaslarını kontrol edemiyor olabilir. Laboratuvar testlerinin normal çıkması hâlinde psikolojik sebepler aranır. Eğer çocuk uzun bir süre altını kuru tutmayı öğrenmiş, sonra altını ıslatmaya veya kirletmeye başlamış ise, altını ıslatmaya başladığı zaman bir hastalık geçirip geçirmediğine bakılır. Sonradan altını ıslatma veya kirletmenin sebebi çoğu zaman psikolojiktir. Kardeş kıskançlığı, aileden birinin ölümü, boşanma, annenin tedavisi uzun süren bir hastalığa yakalanması gibi olaylar altını ıslatmayı başlatan tetikleyici sebepler arasında sayılabilir.

Öfke Patlamaları (Tempertantrum): Duyguları bastırılan, ruhsal gerginliğini ve kızgınlığını ifade etmesine izin verilmeyen çocuklar birikmiş saldırganlık duygularını uzun süre taşıyamazlar. Bir olayı veya yerine getirilmeyen bir isteklerini bahane ederek birikmiş sıkıntılarını öfke patlaması şeklinde boşaltırlar. Ağlayarak kendilerini yerden yere atarlar, kafalarını yere, duvara veya sert bir cisme vururlar. Ayrıca hatalı eğitim sonucu kural tanımayan, her isteği yerine getirilen, aşırı şımartılmış çocuklar da yerine getiremeyecekleri bir kural veya aşamayacakları bir engelle karşılaştıklarında öfke nöbeti geçirebilirler.

Hırsızlık (Kleptomani): Çocuklar beş yaşına kadar ben-merkezci bir kişiliğe sahiptirler, mülkiyete ve kişilik haklarına ait kurallara uymazlar. Üç yaşındaki bir çocuk kendi oyuncağını karşısındaki çocukla paylaşmak istemediği gibi, onun elindeki oyuncağa da sahip olmak ister. Bunun yadırganacak bir tarafı yoktur. Ancak, anne babaların okul öncesi (3-5 yaş) çocuklara başkasına ait bir oyuncağın veya eşyanın habersiz alınamayacağını öğretmeleri gerekir. Eğer çocuğunuz oyun sırasında arkadaşlarına ait bir oyuncağı cebine veya çantasına saklayıp eve getirir ve siz de bunu farkederseniz, başkasına ait birşeyi habersiz almanın doğru bir davranış olmadığını, mutlaka geri vermesi gerektiğini anlatmalısınız. Buna hırsızlık denildiğini ve çok çirkin bir davranış olduğunu söyleyerek çocuğu utandırmanız ve suçlamanız gerekmez. Çünkü, gerçekte çocuğun amacı hırsızlık değildir. Eğer uyarılarınıza ve telkinlerinize rağmen başkalarına ait şeyleri habersiz almaya ve odasına saklamaya devam ederse çocukta bir güven eksikliği ve aşağılık duygusu var demektir. Yeterli sevgi ve ilgi görmeyen çocuklar anne ve babaya ait saat, gözlük, kalem, mücevher, makyaj malzemesi gibi şeyleri kendi odalarına saklayarak ruhsal açlıklarını gidermeye çalışırlar.

Okul öncesi çocuklarda ara sıra görülen ve amacı hırsızlık olmayan vak’alar geçici olup anne babadan yeterli ilgi ve sevgi gördüğünde kendiliğinden kaybolmaktadır. Asıl ciddiye almamız gereken, okul çağında görülen hırsızlık olaylarıdır. Çocuk ihtiyacı olduğu için değil, ruhsal açlığını gidermek için sıra arkadaşının kalem, silgi, açacak gibi eşyalarını çalmaktadır. Anne babasının cebinden veya cüzdanından para çalıp bununla arkadaşlarına kola ve yiyecek ısmarlayan bir çocuk, arkadaşlarının ilgisini çekmek ve onların gözünde değer kazanmak istemektedir. Çocuk evde bulamadığı sevgi ve ilgiyi arkadaşlarında aramaktadır.

Kendileriyle konuşulmadan, onayları alınmadan yatılı okula verilen çocuklar evde istenmedikleri ve sevilmedikleri için yatılı okula verildiklerini düşünürler. Kendilerini değersiz hisseden, güven duygusu gelişmemiş bu çocukların da sık sık kuralları çiğnedikleri, derslerini ihmal ettikleri ve hırsızlık yaptıkları bilinmektedir.

Yalan: Çocuk, okul öncesi (3-5 yaş arası) dönemde gerçek dışı simgelerle gerçek simgeleri birbirinden ayıracak zihinsel olgunluğa ulaşmadığından anlattığı gerçek dışı şeyler yalan olarak değerlendirilmez. Bazen rüyalarını ve hayallerini de gerçekmiş gibi anlatabilir. Dikkat çekmek için uydurduğu hikâyeler de yalandan uzaktır. Çünkü burada amacı sizi aldatmak değil, kendisiyle meşgul olmanızı ve ona zaman ayırmanızı sağlamaya çalışmaktır.

Tabiatta, yani yaratılışta yalan yoktur. Hadiste, her çocuk fıtrat üzere doğar, buyurulur. Bu, her çocuk yalandan, günahtan, ikiyüzlülükten uzak olarak dünyaya gelir demektir de. Çocuk zamanla yalanı bizden öğrenir. Eğer çocuğumuz yalan söylüyor ise, önce kendimizi, sonra arkadaşlarını ve çevresini gözden geçirmemiz gerekir.

Saldırganlık, Oyunbozanlık, İnatçılık (Asosyalite): Oyun çocuğun en ciddi işidir ve en etkili eğitim aracıdır. Oyundan zevk almayan çocuk yoktur. Çocuk oyun vasıtasıyla birikmiş enerjisini boşaltır, sinirlerini ve kaslarını geliştirir, el becerileri kazanır, yeteneklerini gösterme fırsatı bulur. Paylaşmayı, kurallara uymayı, sırasını beklemeyi, kendisine verilen rolü yerine getirmeyi, sabretmeyi öğrenir. Çünkü ister aletli, ister aletsiz oynansın, kuralsız oyun yoktur.

Eğer bir çocuk oyunun kurallarına uymuyor, kendisine verilen rolü yerine getirmiyor, yenilgiyi kabul etmiyor, saldırgan ve inatçı bir kişilik sergiliyor ise, ailenin verdiği eğitimde yanlışlar var demektir. Bu çocukların kısa zamanda adı oyunbozan ve mızıkçıya çıkar, arkadaşları tarafından oyuna alınmaz. Her isteği yerine getirilen, şımartılmış, ‘dediğim dedik’ çocuklar grup oyunlarına uyum sağlamakta zorluk çekerler.

Uyku Bozukluğu: Bebeklerin uyku ve uyanıklık saatlerini ayarlama ve bir düzene sokma ilk aylarda zor olabilir. Ancak zamanla anne-bebek ilişkisi yerine oturunca, uyku saatleri de bir düzene girecektir. Bebek geceleri birkaç defa ağlayarak uyanabilir. Meme verilip altı temizlendiğinde tekrar uykuya dalar. İleriki aylarda diş çıkarma, yeterince beslenememe, karın ağrısı ve kulak iltihabı, ilgi eksikliği, fazla ses ve ışık gibi sebeplerle uykuda düzensizlikler ortaya çıkabilir. Annenin uyku konusundaki titizliği, yeterince uyumadığı endişesi, uyutmak için gösterdiği çaba bebekte duygusal bir gerginliğe yol açar ve uykuya gitmeyi zorlaştırır.

Uyku öncesinde anne tarafından söylenen sevgi içerikli ninnilerin ve masalların bebeği rahatlattığı, uykuya gitmeyi kolaylaştırdığı bilinmektedir. Bugün çok az anne bebeğine ninni söylemekte ve masal anlatmaktadır. Ana Baba Okulu’nda ders verdiğim sıralarda bir anne çocuğuna masal kasetleri aldığını ve uyku öncesinde bunları dinlettiğini söylemişti. Bir çocuk psikoloğu olarak okuma tembelliğinden kaynaklanan bu tür mekanik araçları faydalı bulmuyorum. Kasetteki yabancı ses ne kadar güzel ve profesyonelce olursa olsun, annenin sesindeki sevgiyi, şefkati ve sıcaklığı veremez. Ezberinde masal olmayan anneler, masal kitapları satın almalı, uyku saatinde çocuğun başucuna oturarak bunları okumalıdır.

Gece korkuları, anne baba ile aynı yatakta yatma istekleri, uykuya gitmede inatçılık anne-çocuk ilişkisindeki bozukluğun işareti sayılabilir.

İştahsızlık, Yemekte Nazlanma: Kadınlar arasında kilolu çocuklara özenme oldukça yaygındır. Kilolu çocuğun annesine, “Ne iyi bakmışsın, maşallah tosun gibi, tüh tüh nazar değmesin” diyerek iltifat edilir. Zayıf çocuğun annesine de “Geçmiş olsun kardeş, bebeğin bir rahatsızlığı mı var, pek zayıf yavrucak” diyerek ima yollu dokundurmalar yapılır. Kilo ile sağlığın doğrudan bir ilgisi yoktur. Çocuk acıkmadıkça ve yeme isteği duymadıkça yemek yemeye zorlanmamalıdır. Çocuğa kilo kazandırmak için ağzına mama ve yemek tıkıştıran, arkasından kaşıkla kovalayan annelerin sayısı az değildir. Annelerin yemek konusundaki bu zorlamaları çocuğu iştahsız ve inatçı yapmaktadır.

İçe Kapanıklık: Psikolojide saldırganlık ve kural tanımama madalyonun bir yüzü ise; diğer yüzü içe kapanıklık ve çekingenliktir. Yani, çekingenlik de saldırganlık kadar problem sayılmaktadır. Ancak çoğu ailelerde çekingenlik efendilik ve uysallık olarak yorumlanmakta, “Çocuğum çok usludur, hiç yaramazlık yapmaz, sözümden dışarı çıkmaz” diyerek içe kapanıklığı övülmektedir. Duyguları ve haklı tepkileri ceza ile bastırılan, yanlışları kınama ve suçlama ile karşılanan çocuklar zamanla kendilerine olan güvenlerini kaybeder, yanlış yapmamak için susmayı ve içlerine kapanmayı tercih ederler.

Kibrit ve Ateşle Oynama: Küçük çocuklarda kibrit ve çakmakla oynamak, bunlarla kâğıt yakmak sık görülen, bazen yangına sebebiyet veren ciddi bir olaydır. Zekâ geriliği olan, duygularını ve isteklerini ifade etmekte zorlanan çocuklar ateşle oynamanın getireceği tehlikeli sonucu kestiremezler. İçlerinde anne babaya karşı kin ve intikam hissi duyan mutsuz çocuklar, farkında olmadan, içlerindeki saldırganlık duygusunu yangın çıkararak açığa vurabilir.

Evden Kaçma: Uyum ve davranış bozuklukları içinde en ciddi olanı evden kaçmadır. Anne baba olmanın sorumluluğunu yerine getiremeyen, cehalet ve sefaletin hüküm sürdüğü ailelerde çocukların bir değeri yoktur. İşsiz, alkolik, ruh sağlığı bozuk bir baba akşam ekmek bekleyen karısını ve çocuklarını döverek evi yaşanmaz hâle getirir. Bu tip adamlar çoğu kez evden kaçan çocuğunu arama zahmetine bile katlanmazlar. Tinerci olarak isimlendirilen ‘köprü altı çocukları’ sosyo-ekonomik seviyesi düşük mutsuz ailelerden gelmektedir.

Evden kaçmanın psikolojik, sosyal ve organik (zihinsel) olmak üzere çeşitli sebepleri vardır. Bazen çocuklar sevilip sevilmediklerini denemek için birkaç saat gözden kaybolur, kuytu bir köşede, bir bodrumda veya arkadaşlarıyla oyuna dalmış olarak bulunur. Okul başarısı düşük, aldığı zayıf karne yüzünden dayak yiyeceğinden korkan çocuklar da evden kaçma eylemine girebilir.

Okuldan Kaçma: Okul başarısı düşük çocuklarda sık rastlanan bir davranış bozukluğudur. Okulda yaşadığı problemleri anne ve babalarına açma cesareti gösteremeyen çocuklar, birbirini ayartarak okuldan kaçar, sinema ve kafe gibi eğlence yerlerinde vakit geçirir; dönüş saatinde eve gelerek kaçamaklarını belli etmezler. Çocuğunun okuldan kaçtığını öğrenen anne ve babalar, dayak ve şiddete başvurmadan, okulun PDR (psikolojik danışmanlık ve rehberlik) uzmanıyla görüşmeli, birlikte çözüm aramalıdır.


Uyum ve Davranış Bozukluklarının

Ortak Dili


Anne ve babaların, çoğu kez farkında olmadan yaptıkları eğitim hataları üstüste biriktiği zaman çocuk bunları taşıyamaz, uyum ve davranış bozukluğu olarak açığa vurur. Okul öncesi çocuklarda uyum ve davranış bozuklukları çoğu kez dışarıdan anlaşılamaz, ancak bir uzman kişi tarafından fark edilebilir. Çocuklar dil ile ifade edemedikleri şuur altına sinmiş olan korkularını, bilinçsiz olarak, çizdikleri resimlerde belli ederler.

Anne babalara yardımcı olmak için çocukların çizdiği insan resimlerinden birkaç örnek verelim.

Ağzın büyük çizilmesi: Anne ve babanın azarlamalarından, kınamalarından ve suçlamalarından korkma.

Ağzın küçük çizilmesi: Zorla yemek yedirilen çocuklarda iştahsızlık.

Ellerin büyük çizilmesi: Dayaktan ve cezadan korkma.

Ellerin küçük çizilmesi: Kendi başına bir iş becerememe, yetersizlik ve güvensizlik.

Dişlerin büyük çizilmesi: Saldırganlık ve kızgınlık eğilimleri.

Göz, burun ve kulağın olmaması: İçe kapanıklık, özgüven eksikliği, gerçeklerden kaçma, dış dünyadan kopup hayallere sığınma.

Uyum ve davranış bozukluklarının ortak özelliği güven eksikliğidir. Çocuğun kendine ve çevresine güveni yoktur. Sıkıntılarını ve endişelerini söz ile ifade edemediği için vücut dili ile dışa yansıtmaktadır.

Hiçbir işimiz çocuk eğitiminden ve sorumluluğundan daha önemli değildir. Çocuklarımıza zaman ayıralım. Her gün birlikte olduğumuz, oyun oynadığımız, gezmeye çıktığımız veya sohbet ettiğimiz bir ortak zamanımız olsun. Zamanın uzunluğu önemli değildir, kalitesi önemlidir. Öyle anneler vardır ki, bütün gün çocuklarıyla beraberdir, ama günü bağırma, çatışma ve hır-gür ile geçtiği için zamanın uzunluğu eğitim açısından bir kıymet ifade etmez. Çoğu anne babalar ise çocuklarına zaman ayırmadıkları ve kendi hallerine bıraktıkları için onları yeterince tanımıyorlar. Tanımadıkları için de ortaya çıkan problemleri çözmede yetersiz kalıyorlar.

Uyum ve davranış bozuklukları ruh sağlığının tehlikede olduğunu gösteren işaretlerdir. İlk işareti alan anne ve babalar, başka işaretleri beklemeden nerede yanlış yaptığını bulmaya çalışmalı, gerekirse bir uzmandan psikolojik yardım alarak hatasını tamir etme yoluna gitmelidir.

Ali Çankırılı

 


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (2) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı

ÇOCUKTA ÖZGÜVEN

4/11/2007
Kategori: COCUK VE AILE

                            

Çocuğunuzun özgüvenini Nasıl geliştirebilirsiniz?

Şartsız Sevgi Göstermek

Anne babanın en önemli etkileme aracı, çocuklarıyla olan ilişkisidir. Çocuğa değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur.


Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevin.


Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın.


Kıyaslamak reddetmektir.


Ben Dilini Kullanmak:Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. “”Sen kötü bir çocuksun!”" ya da “”Yapma!”" yerine, “”Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin”" diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur. Dinlemeyi Öğrenmek


Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir. Dinlemek, çocukların öz saygılarını artırmaktadır. Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.


Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin. Çocuklarınızla aranızdaki ilişkide sahici ve içten olun.


Çocuğun Duygularını Ciddiye Almak


Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onu reddetmektense ciddiye alın. Onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin.


Örneğin; korktuğunda, çocuğun korkularını görmezlikten gelmek yerine ciddiye almalı sabırla dinlemeli ve bunun normal bir duygu olduğunu açıklamalısınız.
Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulmak


Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak isterler.


Yaptıkları her gün yapılan sıradan bir şey bile olsa, değerini artıran yaptıklarının onaylanmasıdır.


Bu yaşlarda “”Ayakkabılarını tek başına giydin”", “”Taşırmadan resmin içini boyadın”" gibi değerlendirmeler, çocukların özgüvenlerinin gelişmesi adına gözden kaçırılmaması gereken davranışlardandır.


Çocukla Yalnız Vakit Geçirmek


Bir çok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler.


Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir.


Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba göstermelisiniz.
Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Vermek


Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, “Sen bunu yapamazsın??, ??Sen yeterince iyi değilsin” mesajlarını verebilir ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır.


Çocuklara, problemlerini çözmek ve kendi yeteneklerini keşfetmek için fırsatlar da verilmelidir. Yardım istediklerinde, ilk olarak, o işin üstesinden gelebileceklerine onları inandırarak cesaretlendirmek gerekir.


Örneğin, “Hadi bakalım, şu elbiseni kendin düğmeleyebilecek misin?” denilebilir. Ya da tabakları masaya götürmesi istenebilir. Önemli olan performans değil, çaba göstermektir.


Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Göstermek


Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü elde tutarlar.


Örneğin; bir eşyasının atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde, çocuğun ona hala ve belki de yıllarca ihtiyacı olabilir.


Çocuğun Düşüncelerine Saygı Göstermek


Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır.


Örneğin, yemeğe giderken ne giyeceğinizi ya da öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz.


Her zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını anlayabilecektir.


Çocuğun Başarılarını Görmek


Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır.


Mutlaka, çocuğunuzun iyi yaptığı bir şeyler vardır. Onu keşfedip, sık sık başarısının altını çizin.


Çocuğun Tercihlerine Saygı Göstermek


Çocuğun kendine olan saygısını artırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir.


Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.


Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Etmek


Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir.


Çocuklar sözel olmayan davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklara “”seni seviyorum”" demekten çok sevgi, davranışlarla onları okşayarak belli edilmelidir.


Çocukla Göz Seviyesinde Konuşmak


Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat edilmelidir. Bu onun sadece kendini küçük hissetmesini sağlamakla kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına da yol açacaktır.


Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak, göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır.


Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakınmak


Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır.


Gerçekten kızgın olduğunuzda, kızgın olmadığınızı söylememelisiniz.


Fikir birlikteliklerinizi ifade etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız.
Duygularınızı Çocukla PaylaşmakEbeveynler, çocuklarıyla incinebilecekleri duygularını bile paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır.


Çocuklar, anne ve babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları, nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey olduğunu hikaye şekline getirdiklerinde anne ve babalarını daha yakından tanıyacaklardır.


Her Çocuğun Tek Olduğu Üzerine Odaklanmak


Çocuklar hakkında özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara söylemelidir.


Çocuklarda kendine saygıyı geliştirmenin iki önemli parçası vardır; sevgiyi ve yeteneğini hissettirme.


Son Olarak;


Eşler arasındaki çatışma çocukların özgüvenini ve güvenlik duygusunu zedeler.


Anne babanın özgüven düzeyi, tüm aile bireylerinin eğitimini, fiziksel, psikolojik, sosyal ve eğitimsel sağlık ve mutluluğunu belirler.


Pek çok anne baba çocuklarının hayatlarını yaşar; bu yüzden de hem kendi özgüvenlerinin hem de çocuklarının özgüveninin gelişmesini engellemiş olur.


Çabalarının fark edilmesi çocuğun ustalığını arttırır; anne babanın ortaya konulan çabadan etkilendiğini belirtmesi, çocuğun güven duygusunu güçlendirir.


Çocuğun hem varlığı önemlidir, hem de yokluğu her zaman fark edilmelidir.


Her çocuğun kendine özgü bir biçimde büyümeye hakkı vardır.


Çocuklarımızın Özgüvenli Bireyler Olmalarına Fırsat Vermek İçin;


Eşiniz ve çocuklarınıza karşı doğrudan ve açık iletişim yollarını kullanın.


Çocuğunuza sorumlu davranışlar kazandırmak için, eşinizle ortak, tutarlı bir yaklaşım içinde olmaya özen gösterin.


Çocuklarınıza evin içinde ve dışında sık sık sorumluluk verin.


Çocukların yalnızca kendi yapmak isteyeceğiniz şeyleri yapmalarını isteyin.


Çocuklarınızın makul ihtiyaçlarını karşılamak için elinizden geleni yapın.


Çocuklarınızla aranızdaki ilişkide sahici ve içten olun.


Rica edin, emretmeyin.
Kaynak :
www.milliyet.com.tr


-- Yazan: kardelensiz | Yorum (6) | Yorum yaz!karaoğlan | Bağlantı


{ } { Sayfa 1 - 5 } { Sonraki Sayfa }

ESMA-UL HUSNA
sitene ekle

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


Sitenizesayac.com
Sevdalist - Sevdalara.net Toplistsusamsokagi.org mushafportal.Com AramaImage Hosted by ImageShack.usAçelya